|
Dünya nüfusunun hızla artması, plansız kentleşme ve küresel ekonominin
dünya üzerinde genişlemesi sonucu doğal kaynaklar üzerinde oluşan
baskılar her geçen gün biraz daha artmaktadır.
İnsanların
aşırı tüketim hırsı, tasarruf alışkanlığının yeterli düzeyde olmaması
ekolojik dengeleri giderek daha da bozmaktadır.
Buna bağlı
olarak ormanlar azalmakta, toprak erozyonla kaybolmakta, kullanılabilir
su seviyeleri düşmekte, ortalama sıcaklık yükselmekte, sulak alanlar
ortadan kalkmakta, meralar bozulmakta, nehirler kurumakta, mercan
adaları ölmekte, bitki ve hayvan türlerinin nesilleri tükenmektedir.
Sürekli
gelişen ve genişleyen küresel ekonomi önlem alınmaz ise kendi
yaşam-destek sistemi olan yerkürenin ekosistemini yok edecektir.
Dünyanın
çözmesi gereken problem kendi kendini yok etmeden tüm insanların temel
ihtiyaçlarını sağlayacak bir sistem tasarlamaktır.
Bunu gören
dünya kamuoyu çareler aramaya başlamış ve ilk defa 5 Haziran 1972
yılında İsveç’in Stokholm kentinde 113 ülkenin katılımıyla Çevre ve
İnsan konulu bir konferans düzenlenmiştir. Bu konferansın başlangıç
dönemi olan 5 Haziran Dünya Çevre Günü ilan edilmiş, bu karardan sonra
her yıl 5 Haziran tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, çevresel
kalitenin iyileştirilmesi ve bilinçli katılımın sağlanması amacıyla
çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.
İnsanoğlunun var olması ile beraber yapmış olduğu her faaliyet çevreye
olumsuz etki yapmaktadır. Elbette doğanın kendi kendini yenileme gücü
vardır. Ancak nüfus ve sanayinin hızla artması ile beraber bu sorunlar
da artmakta ve bu artış doğanın kendini yenileme hızını aştığından çevre
sorunları oluşmaktadır.
Çevreyi
korumanın temel amacı; bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin
sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda
korunmasını sağlamaktır.
Dünyada
yaşamamızı sağlayan kaynaklar sınırsız değildir. İnsan hayatının
vazgeçilmez unsurlarından hayat kaynağımız olan su da sınırlı bir
kaynaktır.Dünya nüfusunun hızla artmasına rağmen su kaynaklarının sabit
kalması su açığının hızla artmasına neden olmaktadır.
Dünya
nüfusunun %40’ını bulan 80 ülke şimdiden su sıkıntısı
çekmektedir.Birleşmiş milletlerin son verilerine göre dünya nüfusunun
altıda biri yani yaklaşık 1 milyarı aşkın insan temiz su
bulamamaktadır.En acı gerçek ise dünyada her gün ortalama 4 bin çocuğun
temiz su eksikliğinden kaynaklanan hastalıklar yüzünden ölmesidir.
Son
zamanlarda dünya gündeminin ilk sıralarında yer alan küresel ısınma ve
iklim değişikliğinin etkileri ancak su kaynaklarının doğru kullanılması
ile en aza indirilebilecektir.
Gelecekte
her bir su damlasının hesabını yapmak zorunda kalmamak, çocuklarımıza
daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için, suyu tasarruflu kullanmak
konusundaki duyarlılığımızın yanı sıra doğal dengeyi korumak içinde
çalışmamız gerekmektedir.
Biliyoruz
ki su hayattır, rüyadır, su bizsiz olabilir ama biz susuz olamayız. Yine
biliyoruz ki; Gökyüzü ağlamadan yeryüzü gülmez.
Her an
teneffüs ettiğimiz havanın, ışık ve ısısına muhtaç olduğumuz güneşin,
havamıza oksijen üreten ve bize psikolojik haz veren yeşilin, içimizi
açacak berrak mavi gökyüzünün, zümrüt yeşili rengi ile insanları kendine
çeken denizin varlığını ancak bunlar olmadığı zaman, ya da kullanılamaz
hale geldiğinde fark ederiz. Fark ederiz de insan için ne büyük değer
olduğunu o zaman anlarız.
Bütün bu
güzelliklere geç kalmadan sahip çıkarak, daha yeşil, daha temiz bir
dünyada yaşamak dileklerimle;
Hepinize
saygılar sunarım.
Hüseyin
ÇANAK
İl Çevre Ve Orman Müdürü |